Bisiklet ve hangi özgürlük?

Bisiklet, benim için hayatımın merkezi. İşim, ulaşım ve spor aracım, sosyal ilişkim…

Herkesin birleştiği bir ortak nokta: bisiklet eşittir özgürlük. Evet, hafiften esen bir rüzgar eşliğinde pedallamak güzel bir duygudur, özgürlük saçlarında dolaşır insanın. Deniz kıyısı, orman içi, yüce dağlar… Hepsi bir kaçış özlemine yöneltir insanı. Ama, gel gör ki sıyrılıp gitmek ve tutunmak o kadar da kolay değildir gerçek hayatta. Hele, korumacı Türk aile yapısında!

Bisiklet benim için acı ve kazanç demek. Pedalladıkça gülümsüyorum. Acı, çünkü tırmanmak, laktik asit ve yağ yakmak, eğimlere karşı gelip modern zamanların Ferhat’ı olup dağları aşmak acıyı benimsemek ve katlanmak, daha fazlasına katlamak demek. Hepsinin sonunda büyük kazançlar elde ediyorum. Tabii ki, öyle milyon dolarlık bir kazanç değil ama yeni dostlar, sıcak bir gülümseme, manzaraya karşı bir bira veya köy kahvesinde demli çay molası, lastik tamiri paha biçilemez kazançlar benim için. En büyüğü de sevdalanmak bir güzele, sevdiceğim ile birlikte pedallamak.

Bisikletin sağladığı özgürlük gerçek hayatın acımasızlığından sıyrılıp uzak diyarlardaki bilinmeyenlere pedallamak değil benim için. Benim özgürlüğüm yanı başımda duranları keşfetmek. Hani derler ya gözönünde duran, en uzaktır. Modern hayatın körleștirici (9 – 6 yollarında) ve yaşanılan yerden uzaklaștırıcı toplu taşımacılığı sağ olsun bir hayli uzak kalmıștım yaşadığım şehir İstanbula. Bu yüzdendir ki uzak noktalarına, ismi duyulmadık harita üzerinde bir nokta olan köylerine farklı yollardan pedalladım arkadaşlarımla: bir İstanbul var istanbuldan içeri.

Bu turlar beni özgürleștiriyor ve yaşadığım toprağa, pedalladığım arkadaşlarıma yakınlaştırıyor. Katılın, katılmayın muhafazakar bir özgürlük benimkisi. Belki de acı kazancım arttıkça özgürlük anlayışım da değişecektir. Bu yüzden: pedalla hep pedalla!

Unutmadan! Şunu yazmış biriyim zamanında, belki de aklım çok karışık benim!

Bisiklet gülümsetir, bakmayın siz acı dolu olduğuna. Başarmanın, rampaları düze getirmenin, yolları çatlayana dek pedallamanın keyfi bir başkadır ve önemlisi pazar sabahı uykusunu bisiklete feda etmektir.

4 comments

  • erdem sahin

    Bu da güzel olmuş. Kalemine sağlık.

  • Onur Poyraz

    Bisiklete 2 sene önce başladığımda İstanbul içinde gittiğimiz orman turlarında yaşadığım şaşkınlıkla söylediğim şu cümleyi çok net hatırlıyorum: İstanbul’da böyle yerler mi varmış, vayy be… Belgrad ormanı içinde ilerledikçe hayran kalıp şaşmıştım. Hele bir de sanırım Cenevizli’lerden kalmaydı baraj (su) setini görüp üzerindeki köprüden geçince mest olmuştum.

    Evet kesinlikle katılıyorum. Bisiklet sizin farkındalığınızı artırır ve sizi özgür hissettirir. Çünkü modern yaşam sıkışıklığından beni kurtarıp yanı başımdaki, İstanbul içindeki doğayı keşfetmemi sağladı.

    Hele bir de İstanbul dışındaki doğayı keşfetmeye de başladıysanız o zaman bisikletinizle çok daha mutlu bir insan oluyorsunuz.

    Bisiklet insan, doğa sevgisidir, kendini sevmektir…

  • Özgürlük konusunda değişik düşünceler içerisindeyim şu dönem, özgürlük bir yanılsama evet! Hepimiz, reddettiğimiz değerler ve seçtiklerimiz arasından oluşturduğumuz çerçevemide bir özgürlük alanı oluşturmaya çalışıyoruz, aslında ideal özgürlüğümüzün tutsağıyız… Özgürlük falan, hikaye. Bisiklet de zaten, bir çocuk oyuncağı gibi işte, özgürlüğün hissini ucundan verebiliyo Hep söylenen de bu: özgürlük hissi veren bisiklet… Avunalım, yapacak bir şey yok…

  • Bisiklet özgürlük değil gönüllü tutsaklık, onsuz olamama tutkusunun getirdiği için gün be gün artan bir tutsaklık hem de.

Bir Cevap Yazın