Bu Diyar Baştan Başa 4. Gün: Side Antalya > Seydişehir Konya

Günün bilançosu

Günün bilançosu

Toroslar… Aşılmaz denen Toroslar… Orhan Kemal’in, Yaşar Kemal’in sözcüklerini doğuran ana Toroslar… Aştım da geldim, uçtum da indim Konya düzüne.

IMG_20160901_185818

Sidede dostum Ufuk’un misafirliğini geride bırakmak zor olsa da o yabıș yabıș Antalya sıcağından kaçmak zor olmadı! Şehirden çıkmak için 20km pedallayıp Akseki yoluna saptım, tabii yanıma muz ve fazladan su alarak, bir 30km karşıma hiçbir şey çıkmayacak biliyorum.

IMG_20160901_132513

Öyle de oldu, üzüm yiyip gölgesini paylaştığım Bahar Teyze, çölde adeta vaha yapan Kaya Kardeşler Maden Ocağı işçileri size sonsuz teşekkürler! Ekmeğinizi, tuzunuzu paylaştınız bu tanrı misafiri ile. Yol erimiş, hava sıcak, yanıyorum, Toroslar geçit vermiyor, sürekli çık, çık, çık… Rüzgar, ah imansız! Yokuş aşağı bile dönmüyor teker! Öyle böyle derken Akseki geride kalırken büklüm büklüm yollardan tırmanıp Yarpuz Kasabasına vardım, daha yeni 100km olurken geride 1900mt tırmanıș bırakmışım. Bu son, şu son derken gücüm tükendi, vazgeçmek üzereyim, yetiş Ya Bozatlı Hızır, dar günüm geldi diye avazım çıkana dek bağırdım, Toroslar sağır, Toroslar dilsiz…

Tipsizim, tipsizim, tipsizim!

Tipsizim, tipsizim, tipsizim!

Yıldızlar… O kadar parlak ki, uzatsam elimi tutacağım hepsini. Mustafa Kemal’de böylesi berrak bir gecede Kocatepeden Afyon ovasına uzun ince bacakları üstünde yaylanarak karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak mı atladı dedim ve durdum. Karşımdaki tabelada Alacabeli 1825mt yazıyordu. Varılacak olana varmış olmanın rehaveti ile yere uzandım, yıldızları seyrettim kent ışınlarından uzak, ormanın nefesini dinleyerek. Öğlen yanan ben akşam, ya da gece, zaman denen kavramının mucidi biziz zaten, üşümeye başladım.

IMG_20160901_212922

Kalk Aydın, iniyoruz dedim ve Tınaztepenin eteklerine dek 20km indim, kıçım dondu, sümüklerim yabıștı yanaklarıma. Zafer dinlenme tesislerine girip Hüseyin abi ile dost oldum, aynı çorbaya kaşık salladım, üşüdüm, titredim, ısındım, kendime geldim bir bardak çayla. Sonra ver elini Tınaztepe mağaraları, yeniden tırman ve bu sefer daha dehşetli in… Sonra Seydişehiri çevreleyen dağların gölgesinde düze, ovaya var…

Yorgun ama çok, çok mutluyum!

Yorgun ama çok, çok mutluyum!

Dün, benim için hayatımın en zor mesafesi idi… Torosları aşmak kadar, onu geride bırakmak da zorlayıcı idi; sabrım, ruhum sınandı adeta!

Torosları haritada geçmek için: Relive.cc

Ne yapmışım, ne etmişim: Strava.com

One comment

  • Ayhan Günay

    Yine çok güzel bir yaziydi, bu seferki yorgunluğundan etkilenmiş olsa gerek epey duyguluydu be 🙂

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.