Ne kadar doğru: Trafik Hayattır?

Trafik hayattır! Böyle bir söylem var birkaç yıldır, ama bu topraklarda eylemi ne yazık ki tam tersi: sakatlanıp hayattan geri kalma, ölüp toprak olma.

Cahilinden okumușuna dek trafik kurallarına uymamakta, dahası kendi kurallarımızı belirleyip uymakta ısrarcıyız, bu otomobil icat edileli, trafik polisi kavramı ortaya çıkalı, ilk trafik lambası çalışalı böyle. Kendi kurallarımızın odak noktası hepimizin acelesi olması.

  • Yaya kırmızı ışıkta geçer zaman trafiğin ortasına koşar… Neden? Acelesi vardır!
  • Araba son sürat sokak arasında gazlar, kamyon saat sınırını takmaz anayolda gider, motorlu kurye kırmızı ışıkta geçer, hız limiti aşılır, yaya geçidi mi zebralı yoldur o… Neden? Acelemiz var!
  • Bisikletli kırmızı ışıkta geçer, kaldırımda hız yapar, yayalara dikkat etmez… Neden? Acelesi var!
Bu ulkenin en basitinden en karmaşık işinin kocaman bir sorun olmasının tek nedeni hepimizin acelesinin olması. Bunun için bir de atasözümüz var: acele işe şeytan karışır! Trafik canavarının da söylemi, eyleme geçiren de biziz.
Türkiye, Konyadan bir bisikletli ulaşım örneği. Her şey iyi güzel ama bir şey yanlış: telefonla konuşmak gibi...

Türkiye, Konyadan bir bisikletli ulaşım örneği. Her şey iyi güzel ama bir şey yanlış: telefonla konuşmak gibi…

Bir diğer sorun da saygısız olmamız ki, bu peşinen medeni görgüsüzlüğü de getiriyor. Trafik odaklı konuşalım, hiç kimsenin trafikte birbirine saygısı yok. Yaya geçidinde karşıya geçmeye çalışan yaşlılara bile korna çalan kim? Yolsuz bisikletliyle aynı yolu paylaşAmayan araç sahiplerine ne demeli? Şehirde pratik yaşama uyum sağlayıp öğrenen köpekler bile yaya geçidinde kırmızı ışığı anladıklarından değil araçlar durduğunda karşıya geçmeye çalışıyor, ama ona da engel oluyoruz korna çalarak ya da ışık yandığı halde, bunun tek anlamı var duracaksın, milim milim gaza basıp arabayı yaya geçidinde veya yol ağzına ilerletmek. İnanın arabayı milim milim ilerletmek kadar başarılı olabilseydik acele etmemek ve saygı göstermek konusunda durumumuz daha farklı değil, insancıl ve medeni olacaktı.

Tabii ki Türkiye değil, Hollandanın Utrect kentinde bisikletli ulaşım ve trafik... Ne kadar da olağan değil mi?

Tabii ki Türkiye değil, Hollandanın Utrect kentinde bisikletli ulaşım ve trafik… Ne kadar da olağan değil mi?

Doğumdan ölüme dek acele etmenin,

  • doğum sancısı tutan kadını hastaneye götüren kişinin, baba ya da başka biri, mutlaka acelesi vardır: o bebek araba yoldan çıksa dahi rahimden çıkacak!
  • Cenazeye giden kişi, ölenin yakınlık derecesi ne olursa olsun, acelesi olduğundan aynı hızla tabuta, sonrada mezara girecek, belki de kendisiyle birlikte başkalarını da…
Düşünmek için, medeniyet için, saygı için acele etmek değil doğru, yerinde ve sakin kararlar vermek gerek. Trafikte ise bu çok daha önemli. Bugün yediği yemeği İnstagram’da, gittiği AVM’yi Forsquare’da, doğruluğu şüpheli bir sözü Can Yücel’inmișcesine Facebook’ta, ona buna ayar vermek için komiklikleri Twitter’da paylaşanlar trafikte bir yolu dahi paylaşamıyor.

Acele işe şeytan karışır. Anahtar cümle bu.

Madde 3 –

b) Karayoluna, karayolu üzerinde ve kenarındaki tesislere ilişkin tanımlar

11) Bisiklet Yolu: Karayolunun, sadece bisikletlilerin kullanmalarına ayrılan kısmıdır.

c) Araçlara ilişkin tanımlar

10) Bisiklet: (Değişik:RG-21/3/2012-28240) En çok 3 tekerleği olan ve üzerinde bulunan insanın adale gücü ile pedal veya el ile tekerleği döndürülmek suretiyle hareket eden ve yolcu taşımalarında kullanılmayan motorsuz araçtır. Azami sürekli gücü 0,25 KW’ı geçmeyen, hızlandıkça gücü düşen ve hızı en fazla 25 km/saate ulaştığında pedal çevrilmediği takdirde gücü tamamen kesilen elektrikli bisikletler de bu sınıfa girer.

Daha fazlası için Bisiklet Gezgininden arkadaşlarımız güzel bir çalışma yapmış. Acele etmeden sindire sindire okumanız dileğiyle.

 

Bir Cevap Yazın