Milano – Sanremo 2016

La Primavera!

 

Deliliğin son kalesi Paris-Roubaix ve tozlu yollara ulaşmadan önce geçeceğimiz De Ronde öncesinde Peloton 107. kez aynı tutkuyu; kan, acı, ter ve gözyaşı; yeniden yaşamak için yine, yeniden; yağmur eşliğinde olması muhtemel; Milanodan Sanremoya pedallıyor!

Huzurlarınızda Anıtsal Klasiklerin ilki: Milano – Sanremo

 

Tarih: 19 Mart 2016 Cumartesi
Kategori: WorldTour (1.UWT)
Yarış Uzunluğu: 291 km

profile

Milano – Sanremo arasında pedallanacak yarışın profili. Sürpriz herhangi bir şey yok. Paris – Roubaix’de sporcular parke taşlara karşı mücadele ederken, Milano – Sanremo’da 25 takımdan 200 sporcu bitmeyecekmiş gibi görünen mesafeye, 291 km, mücadele edecek.

 

İlk kez 1907 yılında pedallanan Milano – Sanremo resmi anlamda bisiklet sezonunun açılışı olarak kabul edilebilir. Neticede bisiklet eski kıtanın, Avrupanın demirbaş sporu! İtalyanların Il Lombardia ile birlikte delicesine sevdiği yarış Milandan başlayıp, düşey bir düzlemde Akdenize doğru, Passo del Turchino geçidi tırmanılıp Genovaya, oradan da denize paralel, enfes manzaralar eşliğinde devam ederek her yıl Sanremoda sona eriyor. 290 – 300 km arası bir mesafede nispeten düz bir profilde (öyle TT etabı misali dümdüz de değil) pedallanan yarışta kazananı son kilometrelere konumlanmış tırmanışlar (Cipressa ve Poggio di Sanremo) belirlerken favoriler genellikle tırmanabilen sprinter pedallar oluyor.

Last_30KM_profile

Zirvesinden bitime 28 km kala geçilecek Cipressa tepesinin uzunluğu 5,6 km ve ortalama eğimi ise %4. Bu noktada atak beklemek, saflık olur. Dahası, yarışı kazandıracak bir atak beklemek. Zira tepe geçilir geçilmez iniş başlıyor, ta ki, Poggio di Sanremo tırmanışının eteklerine dek neredeyse 12 km. Yarışı kazandıracak atak Poggio tepesinin bitimine doğru yapılır da peloton ile çok değil 10 – 20 saniye fark yaratmayı başaran olursa zafere de uzanacaktır. Yeter ki son 5 km gücü tükenmesin.

Yarışın favorileri kimler demek çok güç. 25 takımdan 200 sporcunun Milanodan Sanremoya dek pedal çevireceği yarışta hepsinin, en azından fırsatını yakalayanın, kazanma şansı var. Zira Milano – Sanremo, aynı topraklarda pedallanan kardeşi Il Lombardia gibi tırmanış ağırlıklı bir yarış değil, zorluğu uzun olmasından geliyor. Halihazırda UCI’nin yarış takvimini incelerseniz bu uzunlukta bir başka yarış olmadığını göreceksiniz. Dolayısıyla liderini bitiş çizgisine sağ salim taşıyan ve de gücünü koruyan takımların şansı her zaman yüksek.

  • Son sezonunu zaferlerle taçlandırmak isteyen Spartaküs Cancellara ki, hali hazırda hem Strade Bianchi hem de Tirreno – Adriatico’da kazanmasını bildi,
  • İkincilikten artık birinciliğe terfi eden Tirreno – Adriatico 2016’nın genel klasman şampiyonu olarak yarışa katılacak Belçikalı Greg van Avermaet,
  • Yeter bu kadar ikincilik, dünya şampiyonluğu da bir yere kadar diyen Peter Sagan,
  • Mücadele alanım sadece üç büyük tur değil klasiklerin de peşindeyim diyen Massimo Shark Nibali, ki kendisi buraya Arap yarımadasında kazandığı zaferle değil son Il Lombardia şampiyonu olarak gelecek,
  • Her ne kadar birisi, sportmenliğe uymayan hareketi yüzünden, sayılmasa da Paris – Nice 2016’da kazandığı iki etap zaferiyle, Kittel, Graipel, Kristoff gibi isimleri geride bırakan formuyla Naver Bouhanni,
  • Yeni takımında yeni zaferler kazanmak isteyen, 2009’un kazananı Mark Cavendish her ne kadar takımın diğer adamı Edvald Boasson Hagen’e destek olacaksa da kazanmak bu adamın doğasında var,
  • Olası üç şüpheliyle, Tom Boonen, Zdenek Stybar ve toy Fernando Gaviria, yarışa katılan Etixx-QuickStep,
  • 2014’de kazanan, geçen sene ikincilikle yetinen Alexander Kristoff,
  • Paris – Nice 2016’da son iki güne dek sarı mayoyu sırtında taşıyan Michael Matthews,
  • Etixx-QuickStep misali üç isimle, Michal Kwiatkowski, Geraint Thomas ve Elia Viviani, zafer kovalayacak Team SKY ilk akla gelenlerden.

 

Milan_Sanremo_mid-climbs

Milano- Sanremo, son yıllarda hep toplu sprint bitişine sahne oluyor. Zira bisiklet sporunun hem donanım (bisikletler ve vites sistemleri) hem de idman ve yönetim şekli (marjinal kazanımlar) olarak gelişmesiyle birlikte sporcular artık etabın sonuna dek güçlerini koruyup atak yapabiliyorlar. 

Milano sokaklarında yağmur yağması muhtemel… Nehirlere, ormanlara, vadi içlerine kardeş pedallanan yarışın sunduğu manzara tek kelimeyle enfes, özellikle de Passo del Turchino geçidiyle peloton Akdenize indiğinde manzara daha da güzelleşecek. Hatta diyebiliriz ki maviliklerle kardeş kardeş pedallayan bir sürü bisikletli görürseniz ekran başında bilin ki o yarış Milano – Sanremo! Sanremo demişken Poggio tırmanışı sonrası güneş açar, elbet açar, hep açtı çünkü.

 

2015’de neler olmuştu?

Milanoda yağmur eşliğinde başlayan 293 km uzunluğundaki anıtsal klasiğin bitiş çizgisi Sanremoda ise güneşli bir hava vardı. Peloton 293 km boyunca yağmurdan ıslanan kaygan yollarda düşe kalka, kazalar eşliğinde Sanremoya ulaşırken son 50 metrede bir adam, gücünü bıyıklarından alan, atak yaptı ve gözyaşları içinde, kendisi bile kazandığına inanamayarak yarışı kazandı: zaferin adı John Degenkolb!

 

 

Bitiş çizgisinde  yaşanan toplu mücadelede güçlü rakipleri arasından sıyrılan isim John Degenkolb 2014 yılının kazananı Alexander Kristoff (Team Katusha), Sanremo meydanına uzanan iniş öncesi sprinter pedalları zorlayan Poggio tırmanışını idman süresince en az 100 kere tırmandım diyen Avustralyalı Michael Matthews (Orica-GreenEDGE), anıtsal değil her türlü yarışta zafer peşinde koşup da ikincilikle yetinen Peter Sagan (Tinkoff-Saxo), pelotonun altın eldiveni boksör Nacer Bouhanni (Cofidis, Solutions Credits), klasiklerin efendisi Spartaküs Fabian Cancellara (TREK Factory Racing) hepsi birbirinden dişli rakiplerin arkasından çok iyi çıkarak 293 km uzunluğundaki klasiği kazanıyordu.

 

John Degenkolb del Team Giant all'arrivo della gara ciclistica Milano Sanremo. Milano, 22 marzo 2015. ANSA/CLAUDIO PERI

22 Mart 2015… Güneşli bir Sanremo gününde toplu sprint bitişinde devlerin mücadelesi… Zafer pozu veren isim Degenkolb!

“Bu zafer inanılmaz bir duygu… Alexander Kristoff ve takımı son metrelere dek çok iyi mücadele ettiler, savundular. Alex son 50 metre kala yenilmez gibiydi, doğru pozisyonda ve en öndeydi, ancak bir anda bunu yapabileceğimi gördüm, çünkü inandım ve önümde bitiş çizgisine doğru uzanan boşluk vardı. Tüm gücümü kullanarak hızımı arttırdım, o an öleceğimi sandım, hala inanılmaz, ama sonunda kazandım. Gözyaşı, ter ve kan… Geçen sene (2014) yarışı Kristoff’un 1 dakika 54 saniye gerisinden, 39. sırada bitirmiştim, bu benim için utanç verici idi, ağlıyordum, başarısız olmuştum. Eğer bunlara rağmen kazanamasaydım, bu benim için büyük bir hayal kırıklığı olacaktı. Bu sene… ağlıyorum, çünkü kazandım. Bu süper bir duygu!”

Ufak bir bilgi: John Degenkolb bu seneki yarışta ünvanını koruyamayacak. Nedeni ise İspanyada yaptıkları idman kampında kaza geçirmesi. Kendisi acı da olsa klasikler sezonunu kapattı.

Daha fazlası için

Bir Cevap Yazın