TCRno4: 15. Gün Durum Raporu – 13 Ağustos 2016

Ve mutlu son!

Kahramanlarımızdan #TCRno4p206 Burkay ve Muammer, #TCRno4s145 Sertaç bugün Belçikadan Çanakkaleye uzanan 3500 km süren zorlu yarışı bitirdiler! Hem de ne zorluklar, ne imkansızlıklar ve maceralarla. Tamam işin zorluğu pedallarken idi, şimdi o an tadını hissedemediğiniz ama mecburen biriktirdiğiniz anıları bizlere anlatmak birincil işiniz; ama önce dinlenin deniz havasını ciğerlerinize çekin ve traş olun!

Feribotun güvertesinde azimle pedallayan dağları deler pozu!

Feribotun güvertesinde azimle pedallayan dağları deler pozu!

Dün gece #TCRno4p206 2in1 Muammer ve Burkay sınıra yaklaştıklarından beri heyecan zaten doruktaydı. İkili sınırı geçip de memleket topraklarına girdiklerinde Anadolunun kendine has mutfağını özlediklerinden olsa gerek sıkı bir yemek yeyip üzerine dinlendiler ki, Türk Kahvesi içmeleri gayet normal. Zira, Keşandan bu yana memleket bizim! Sabah saat 11 sularında feribotta çay keyfi yapan ikilinin Çanakkale Saat Kulesine vardıklarında ki gözyaşları başarmanın, hasretin, özlemin kanıtıydı! Karadağın karanlık ve zorlu dağlarını geride bıraktıklarından beri Makedonyadan Yunanistana, sonra da Çanakkaleye dek adam akıllı uyumayan ikili sevenlerini karşılarında görünce uykusuzluk nedir bir anda unuttu gitti…

Burkay: “Çocukları kokluyorum, özlemişim vallahi… Memleketin havasını da denizi de…” 

 

Saçım sakalım birbirine karıştı. Hemen traş olmalıyım, orman kaçkını gibiyim lan. Suzan beni hiç bu halde görmedi daha. Görmesinde!

Saat kulesinde başardım pozu verdikten sonra Sertaç önce otele sonra en yakın berbere doğru yollandı: “Saçım sakalım birbirine karıştı. Hemen traş olmalıyım, orman kaçkını gibiyim lan. Suzan beni hiç bu halde görmedi daha. Görmesinde!”

#TCRno4s145 Sertaç ise ikilinin hemen 50 km gerisinden gelmesine karşın öğleden sonra 16 sularında yarışı tamamladı.

“Yunanistanda bayağı sert rüzgar vardı; dahile indikçe iyi güzel ama kuzeye döndükçe canımı aldı. Sınırı geçtim, uykusuzum zaten, Keşana dek rahat, karnımı doyurdum ama Çanakkaleye indiğimde rüzgar karşıdan esmeye başladıkça yeter ulan yeter daha ne kadar eseceksin diye isyan ettim. Son gün olmasaydı bırakırdım yarışı! Gülme lan, vallahi diyorum… Otele geldim, orman kaçkını gibiyim. Yok abi dur. önce bir traş olayım, kendimden tiksindim, vallahi, bak hala gülüyor. Bitti ama. Sağ ol her şey için!”

Ve Finisher Party! Bunu kesinlikle hak ettiler!

Ve Finisher Party! Bunu kesinlikle hak ettiler!

Birisi Berk mi dedi? Şu anda ekranımda açık olan tek GPS sinyali Bıyıklıya ait. Karadağı geride bırakıp Balkan Ekspresine yetişmeye çalışan #TCRno4s55 Berk bitti demeden bu iş bitmiş sayılmaz! CP4 noktası Durmitor Ulusal Parkını rahat bir şekilde gündüz gözüyle geride bırakan Berk muhtemelen Piriştine üzerinden hiç Üskübe inmeden doğruca Bulgaristana girecek gibi; zira bu gece itibari ile Vizesi bitiyor. O artık bir mülteci! Bulgaristan henüz Şengen bölgesine dahil olmadığı için sınırda sorun yaşamayacaktır. Ayrıca yolu da Karadağ, Kosova, Makedonya ve Yunanistan kara zorlu ve rüzgarlı değil:

“Sabah uyandım, böcekler ısırmış kıçımı başımı, kaşınmaktan beter oldum lan, paçalarımdan böcek dökülüyor. Usul usul tırmandım valla geçidi. Köprü var, göl var, enfes manzara idi. Allahtan gece çıkmamışım kesin donardım tepede, gündüz bile soğuktu olm. Yok abi, milleti askere değil buraya yollasınlar. Ciddiyim bak, bisikletten soğudum lan, iki tekerden soğudum. Dağın başında bir rüzgar esiyor, bisikletle birlikte uçuyordum, yürüyorum yine uçuyorum. Uçmayı öğrendim yeminle!” 

 

Çabuk ol bıyıklı, sen bitti demeden bitmeyecek bu yarış!

Bir Cevap Yazın